32,99 €
Versandkostenfrei*
inkl. MwSt.
Versandfertig in über 4 Wochen
16 °P sammeln
  • Broschiertes Buch

Türkiyede son 20 yildir devlette köklü degisiklikler yasaniyor. Buna paralel, devlet hem kurumsal yapisi hem de aktörleriyle yogun sekilde tartisiliyor. Ancak bu tartismalarda cogunlukla ya kisilere ya da güncel teknik degisikliklere yogunlasiliyor. Bugünü anlamak icin tarihe basvuruldugunda ise, cogu zaman umutsuz bir sekilde degistirilemez oldugu kabul edilen ezeli ve ebedi bir güclü devlet miti tekrarlaniyor. Fakat, hem günümüz devletini ve yasadigi dönüsümü hem de köklerini buldugu iddia edilen dönemleri anlamak icin devleti tarihsel ve toplumsal bütünlügü icinde incelemek gerekiyor. Iste,…mehr

Produktbeschreibung
Türkiyede son 20 yildir devlette köklü degisiklikler yasaniyor. Buna paralel, devlet hem kurumsal yapisi hem de aktörleriyle yogun sekilde tartisiliyor. Ancak bu tartismalarda cogunlukla ya kisilere ya da güncel teknik degisikliklere yogunlasiliyor. Bugünü anlamak icin tarihe basvuruldugunda ise, cogu zaman umutsuz bir sekilde degistirilemez oldugu kabul edilen ezeli ve ebedi bir güclü devlet miti tekrarlaniyor. Fakat, hem günümüz devletini ve yasadigi dönüsümü hem de köklerini buldugu iddia edilen dönemleri anlamak icin devleti tarihsel ve toplumsal bütünlügü icinde incelemek gerekiyor. Iste, Fatma Eda Celikin bu kitabi, tartismalarin fay hattini olusturan bir konuya, kisisel iktidara, ve onun kurumsal boyutuna, devlet baskanligina, bu bakis acisiyla bir cözümleme getirme iddiasi tasiyor. Tartismanin tarihsel köklerine yogunlasarak, Osmanli Beyliginin tarih sahnesine ciktigi dönemden baslayarak Türkiye Cumhuriyetinin kuruldugu döneme kadar gecen süreci inceliyor. Sorunun kisilerden degil, toplumun örgütlenme biciminden kaynaklandigini ve ancak toplumsal siniflarin devinimi icinde aciklanabilecegini gösteriyor. Toplumsal iktidarin farkli yogunlasma ve merkezilesme bicimleri aldigini; devlet baskanliginin da tarih boyunca bu dogrultuda bicimlendigini ortaya koyuyor. Bu nedenle, 1920li yillarda, iki kisi, Vahdettin ve Atatürk; iki hükümet, Istanbul ve Ankara Hükümetleri biciminde görülen karsitligin, aslinda iki farkli örgütlenme tarzinin karsi karsiya gelmis olmasindan kaynaklandigini söylüyor. Cumhuriyetin, mülkün temelini olusturan kisisel iktidara karsi, nasil Büyük Millet Meclisi ve Baskaninda cisimlesen bir gayri-sahsi iktidar yarattigini ortaya koyuyor. Böylelikle, devletin degisim ve dönüsümüne vurgu yaparak, bu sürecin somut tarihsel gelisimi icinde nasil incelenebilecegini gösteriyor.